EVLİLİK KLİŞELERİ VE İLİŞKİDE RİSKLİ DÖNEMLER
<<< İlk çocuğun doğumundan sonra...
Üçüncü yılın sonunda...
Kadın işe geri dönünce...
Aile krizleri esnasında...
İkinci bahar...
Evlilik ve aşk kelimeleri yan yana gelir de bu iki kelime ile ilgili klişe laflar akla gelmez olur mu hiç? Aralarından ikisi çok meşhur. Delikanlı popçularımızdan biri, eksik olmasın "Evlilik aşkı öldürüyor - güzeliiim-" nakaratını dilimize dolamıştı zamanında. Anlı şanlı diğer bir klişemiz ise, "Mutlu aşk yoktur" ya da "Aşk tek kişiliktir" misali bir hayli içli cümleler grubunu kapsıyor.
Yoksa siz de Cosmopolitan ekolü kadın dergilerinin de dolduruşuna gelerek bu sorularla kafası karışanlardan mısınız? Endişelenmeyin, aşk hala bilimadamlarının ele avuca sığmaz yaramaz çocuğu. Sağı solu belli olmuyor bu meretin. Ne başlangıç, ne de bitiş şekil şemaili itibariyle sosyetik bayanların mecmualarında verdikleri tariflerindeki kalıplara sığıyor. Bu derin mevzu hakkında ahkam kesmeyi bırakıp, psikologların bu konudaki tespitlerine şöyle bir göz atalım.
Uzmanlar, "her çift zaman zaman ilişkilerini tehdit edebilecek tuzaklarla karşı karşıya kalabilir" görüşünde. Doç. Dr. Armağan Samancı'nın araştırmasına göre, evlilikte sorunların yüzde 50'si ilk beş yılda ortaya çıkıyor. Beşinci yıldan sonra sorunlar yarı yarıya azalırken, onbeşinci yıldan sonra yüzde 20'lere kadar iniyor. Uzun yıllar süreceği tezinden hareketle bir evlilikte ilişki için en riskli dönemler şöyle sıralanıyor.
İlk çocuğun doğumundan sonra...
Anne olmak bir kadın için fiziksel ve duygusal olarak büyük bir değişim. Üstelik bir çiftken, bir aile olma fikrine alışmak her iki taraf için de çok güç. Anne ilgisini bebeğe yönlendirdiğinden erkek kendini ihmal edilmiş hisseder. Kadın ise kocasının kendisini aldatmasından endişelenir. Ayrıca kocasını bebeğin sorumluluğunu kendisiyle bölüşmediği gerekçesiyle bencillikle suçlama eğilimi gösterir. Bu tehlikeli dönemi kazasız atlatabilmek için Psikolog Aynur Önal, eşlerin birbirlerine karşı empatik davranmaları gerektiğini söylüyor. Oscar Wilde'ın dediği gibi "Bırakın aşkınız, kin ve nefretinizden güçlü olsun. Uzlaşmanın erdemini öğrenin çünkü biraz bükülmek kırılmaktan daha iyidir."
Üçüncü yılın sonunda...
Araştırmalar çiftlerin 36 ay sonra cinsel tutkularını kaybettiklerini gösteriyor. Bu dönemde eşlerin evliliklerini, eş seçimlerini sorguladıkları ve hatta başka bir kadın ya da erkeği çekici bulmaya başladıkları görülmüş. Aman dikkat. Çünkü tuzağa düşüp, eşinizi aldatmaya kalkışırsanız, ilişkinizi içinden çıkılmaz sorunlar yumağına dönüştürebilirsiniz. Çünkü uzmanlara göre ihanetin ilişkide bıraktığı izler, çok derin. Yani "aşk her şeyi affetmiyor." Psikolog Önal, "Evlilikte ihanet, birlikteliği onarılmaz biçimde zedeler" diyor ve şöyle devam ediyor sözlerine "İhaneti affettiğini söyleyen eşler, gerçekte bunu başaramayıp, sorunları içlerine atar ve farkında olmadan karşı tarafa kinlenir. İhanetin yaşandığı evlilikler zoraki beraberliklere dönüşür ve zamanla biter."
Kadın işe geri dönünce...
Çocuğun okula başlayıp, kadının "ev kadını sendromu"ndan kurtulmak ve işine geri dönmek istediği dönem. Her evlilikte yapı ya da ritm değişikliği riskli görülür. Özellikle geleneksel yapıdaki evliliklerde bu değişim çok daha tehlikeli. Ancak diyalogları sağlam olan çiftler için böyle bir dönem, erkeğin "aile reisliğim elden mi gidiyor?" kaygısından ziyade beraber geçirilen zamanın azalması ya da seksin ateşini kaybetmesi olarak ilişkiye yansıyabiliyor. Çünkü günlük yaşamın stresi kadınların sekse karşı ilgilerini kaybetmelerine neden oluyor. Kadınlar seksüel önceliklerini kaybediyor. Bir kadının tek yaşam nedeni, yükselme hırsı olunca, feminen özelliklerini yitiriyor. Çalışan kadınların sayısının artmasıyla beraber sekssiz bir yaşam giderek bir salgın halini alıyor.
Aile krizleri esnasında...
Eşlerden birinin ya da çocuğun hastalanması, iflas etmek ya da kovulmak, aile yakınlarından birini kaybetmek gibi krizler, evliliği iki yönde etkiliyor. Aileler ya birbirlerine çok daha fazla yakınlaşıyor ya da birbirlerinden koparıyor. Bu gibi durumlar için İngiliz politikacı Harold Nicholson'ın çok güzel bir vecizesi var. Nicholson'a göre, başarılı evliliğin en büyük sırrı, "felaketleri önemsiz bir olay gibi karşılamakta ve önemsiz olayları da bir felakete dönüştürmemekte gizli."
İkinci bahar...
Çiftlerin yaşlanmaya başladığı, çocukların baba yuvasından koptuğu dönem. Menopoz, andropoz gibi hormonal değişimlerin görüldüğü dönemlerde erkekte cinsel istek azalması görülürken, kadının sekse karşı ilgisi artıyor.
Çiftler çocukların yokluğunun ve emekliliğin getirdiği boş zamanlarını değerlendirmek için yeni ilgi alanlarına ve arayışlara yöneliyor.>>>
